Müşteri Deneyimi Dönüşümünde Composable CRM'in Rolü: 2026 Trendleri

musteri-deneyimi-donusumunde-composable-crm-in-rolu-2026-trendleri

1 Şub 2026

Makale Başlığı: Müşteri Deneyimi Dönüşümünde Composable CRM'in Rolü: 2026 ve Ötesine Bakış

Giriş: Müşteri deneyimi (CX), dijital çağın rekabet arenasındaki en belirleyici faktör haline geldi. Artık sadece ürün veya hizmet kalitesiyle değil, müşteriye sunulan bütünsel, kişiselleştirilmiş ve pürüzsüz yolculukla fark yaratılıyor. Bu yeni denklemde, şirketlerin müşteri ilişkilerini yönetmek için kullandıkları teknoloji yığınları, özellikle de CRM sistemleri, kritik bir rol oynuyor. Ancak yıllardır endüstri standardı olarak kabul edilen monolitik, yani tek parça ve her şeyi kapsayan CRM çözümleri, günümüzün dinamik ve hiper-bağlantılı dünyasının talepleri karşısında yetersiz kalmaya başladı. Tek bir pakette sunulan standartlaştırılmış özellikler, her işletmenin kendine özgü süreçlerine ve hızla değişen pazar koşullarına uyum sağlamakta zorlanıyor. İşte bu noktada, teknoloji dünyasında sessiz ama güçlü bir devrim yaşanıyor: Composable CRM. Bu makale, Composable CRM paradigmasının ne olduğunu, geleneksel CRM'lerden neden temelden farklılaştığını ve 2026 yılına kadar müşteri deneyimi stratejilerini nasıl kökten değiştireceğini derinlemesine inceleyecektir. Bu yeni yaklaşımın sadece bir teknoloji trendi değil, aynı zamanda geleceğin müşteri odaklı işletmeleri için bir zorunluluk olduğunu göreceğiz.

Bölüm 1: Geleneksel CRM'in Duvarları: Neden Değişim Kaçınılmaz?

Yıllardır B2B ve B2C işletmelerin bel kemiği olan geleneksel CRM platformları, satış, pazarlama ve hizmet operasyonlarını tek bir çatı altında toplayarak önemli bir değer yarattı. Ancak bu "her şey dahil" yaklaşım, zamanla kendi sınırlarını da beraberinde getirdi. İşletmeler büyüdükçe, müşteri beklentileri evrildikçe ve teknoloji hızlandıkça, bu monolitik yapıların etrafındaki duvarlar daha da belirginleşti. Değişimin kaçınılmaz hale gelmesinin arkasında yatan temel nedenleri anlamak, Composable CRM'in neden bu kadar güçlü bir alternatif olduğunu kavramak için elzemdir.

Monolitik Yapıların Hantallığı ve Yüksek Maliyetler:

Geleneksel CRM sistemleri, genellikle tek bir kod tabanı üzerine inşa edilmiş devasa yazılım paketleridir. Bu yapı, başlangıçta bir bütünlük hissi verse de, zamanla bir prangaya dönüşebilir. İşletmeniz, CRM'in sunduğu özelliklerin belki de sadece yüzde otuzunu kullanırken, tamamının lisans ve bakım maliyetini ödemek zorunda kalır. Daha da önemlisi, iş süreçlerinize özel bir değişiklik veya yeni bir özellik eklemek istediğinizde, bu devasa yapının içinde küçük bir değişiklik yapmak bile karmaşık, zaman alıcı ve son derece maliyetli hale gelir. Uzun geliştirme döngüleri, pahalı danışmanlık hizmetleri ve sistemin bir parçasında yapılan değişikliğin diğer kısımları beklenmedik şekilde etkileme riski (regresyon), inovasyonun ve çevikliğin önündeki en büyük engellerden biridir. Bu durum, işletmeleri "vendor lock-in" yani tedarikçiye bağımlılık tuzağına düşürür. Sistem o kadar kök salmıştır ki, ondan vazgeçmek veya başka bir çözüme geçmek neredeyse imkansız hale gelir.

Değişen Müşteri Beklentileri Karşısında Yetersizlik:

Günümüz müşterisi, markalarla olan etkileşimlerinde kusursuz bir deneyim bekliyor. Web sitesinde başladığı bir işlemi mobil uygulamada devam ettirmek, sosyal medyada sorduğu bir soruya anında müşteri hizmetleri temsilcisinden yanıt almak ve e-posta ile kendisine özel, geçmiş alışverişlerine dayalı teklifler almak istiyor. Bu, omnichannel yani çok kanallı ve tutarlı bir deneyim gerektirir. Geleneksel CRM'ler, genellikle belirli kanallar (e-posta, telefon) için optimize edilmiştir ve yeni kanalları (TikTok, WhatsApp, IoT cihazları) entegre etmekte zorlanırlar. Veriler farklı modüller arasında akıcı bir şekilde hareket etmediğinde, pazarlama ekibinin gördüğü müşteri profili ile satış ekibinin gördüğü profil arasında tutarsızlıklar oluşur. Bu da müşterinin karşısına, markanın kendisini tanımadığı hissini veren, kopuk ve sinir bozucu bir deneyim olarak çıkar. Hiper-kişiselleştirme çağında, standartlaştırılmış iş akışları ve genel geçer segmentasyonlar artık yeterli değildir.

Veri Siloları ve Bütünsel Bakış Açısı Eksikliği:

İronik bir şekilde, tüm müşteri verilerini tek bir yerde toplamayı vaat eden monolitik CRM'ler, genellikle kendi içlerinde ve organizasyonun diğer sistemleriyle arasında veri siloları oluştururlar. Pazarlama otomasyon modülü, satış hunisi modülü ve müşteri hizmetleri biletleme modülü, aynı platformun parçaları olsalar bile, verileri farklı formatlarda ve ayrı veritabanlarında tutabilirler. Bunun üzerine bir de şirketin kullandığı ERP, e-ticaret platformu ve analiz araçları eklendiğinde, müşteri verileri adeta bir adalar topluluğuna dönüşür. Bu da "360 derece müşteri görünümü" hedefini bir hayal haline getirir. Veriler dağınık ve tutarsız olduğunda, müşterinin gerçek yolculuğunu anlamak, davranışlarını öngörmek ve proaktif adımlar atmak imkansızlaşır. İşletmeler, değerli verilerin üzerinde oturduklarının farkında olsalar da, bu verileri birleştirip eyleme geçirilebilir içgörülere dönüştüremezler.

Bölüm 2: Composable CRM Paradigması: Yapbozu Yeniden Birleştirmek

Geleneksel CRM'lerin yarattığı bu zorluklara bir yanıt olarak doğan Composable CRM, bir ürün değil, bir felsefe, bir mimari yaklaşımdır. Adından da anlaşılacağı gibi, "oluşturulabilir" veya "birleştirilebilir" bir yapı sunar. Bu yaklaşımın temelinde, devasa bir yazılım paketini olduğu gibi benimsemek yerine, işletmenin ihtiyaç duyduğu en iyi ve en uygun işlevleri, farklı tedarikçilerden veya kendi geliştirdiği çözümlerden alarak bir araya getirme fikri yatar. Bu, bir yapbozun parçalarını birleştirmeye veya Lego bloklarıyla ihtiyaca özel bir yapı inşa etmeye benzetilebilir. Her bir parça (işlev), kendi başına bir değer taşır ve diğer parçalarla standart arayüzler (API'ler) aracılığıyla sorunsuz bir şekilde iletişim kurar.

Paketlenmiş İş Yetenekleri (PBC) Nedir?:

Composable CRM felsefesinin temel yapı taşı "Packaged Business Capabilities" yani Paketlenmiş İş Yetenekleri'dir (PBC). PBC, belirli bir iş sonucunu hedefleyen, teknolojik olarak bağımsız bir bileşendir. Geleneksel yazılımlardaki büyük modüllerin aksine, PBC'ler çok daha küçük, odaklanmış ve özerktir. Örneğin, "müşteri segmentasyonu", "fiyat teklifi oluşturma", "e-posta kampanya yönetimi" veya "sadakat puanı hesaplama" birer PBC olabilir. Her bir PBC, kendi verisine, iş mantığına ve API'lerine sahiptir. Bu sayede, işletme, piyasadaki en iyi müşteri segmentasyon aracını, en gelişmiş teklif oluşturma motorunu ve en etkili e-posta otomasyon platformunu seçip bunları bir araya getirerek kendine özgü, rakipsiz bir CRM sistemi oluşturabilir. Eğer yarın daha iyi bir segmentasyon aracı çıkarsa, mevcut olanı söküp yenisini takmak, tüm sistemi değiştirmekten çok daha kolay ve hızlıdır.

MACH Mimarisi: Composable Yaklaşımın Teknik Temeli:

Composable CRM'in bu esnekliği ve modülerliği, MACH mimarisi adı verilen modern bir teknoloji prensipleri setinden güç alır. MACH, bu yeni nesil sistemlerin nasıl inşa edilmesi gerektiğini tanımlar.

Microservices (Mikroservisler): Uygulama, birbirine gevşek bağlı, küçük ve bağımsız servisler koleksiyonu olarak geliştirilir. Her mikroservis belirli bir işlevden sorumludur ve bağımsız olarak geliştirilebilir, dağıtılabilir ve ölçeklendirilebilir. Bu, bir serviste yapılan değişikliğin diğerlerini etkilemesini önler.

API-first (API Öncelikli): Sistemdeki tüm işlevsellik, en başından itibaren bir Uygulama Programlama Arayüzü (API) aracılığıyla erişilebilir olacak şekilde tasarlanır. Bu, farklı PBC'lerin ve diğer üçüncü parti uygulamaların birbirleriyle sorunsuz bir şekilde konuşmasını ve veri alışverişi yapmasını sağlar. API'ler, bu yapbozun parçalarını birbirine yapıştıran tutkaldır.

Cloud-native (Bulut Tabanlı): Uygulama, bulutun sunduğu esneklik, ölçeklenebilirlik ve dayanıklılık gibi avantajlardan tam olarak yararlanmak üzere tasarlanmıştır. Bu, sunucu yönetimi gibi altyapısal dertlerle uğraşmak yerine, iş değerine odaklanmayı sağlar.

Headless (Başsız): Sunum katmanı (kullanıcı arayüzü, ön yüz) ile arka uç (iş mantığı, veritabanı) birbirinden tamamen ayrılmıştır. Bu, aynı arka uç mantığını kullanarak bir web sitesi, bir mobil uygulama, bir akıllı saat uygulaması veya bir IoT cihazı için farklı kullanıcı deneyimleri oluşturmayı mümkün kılar. Müşterinin olduğu her kanalda tutarlı bir deneyim sunmanın anahtarı budur.

Geleneksel CRM vs. Composable CRM: Temel Farklılıklar:

Yapı: Geleneksel CRM monolitiktir; tek bir büyük paket. Composable CRM modülerdir; en iyi bileşenlerin birleşimi.

Esneklik: Geleneksel CRM katıdır; özelleştirme zor ve pahalıdır. Composable CRM esnektir; bileşenler kolayca eklenebilir, çıkarılabilir veya değiştirilebilir.

Tedarikçi Bağımlılığı: Geleneksel CRM yüksek bir tedarikçi bağımlılığı yaratır. Composable CRM, çoklu tedarikçi stratejisine olanak tanıyarak bağımlılığı azaltır.

İnovasyon Hızı: Geleneksel CRM'de yenilikler yavaştır ve tedarikçinin yol haritasına bağlıdır. Composable CRM, işletmenin kendi hızında, en yeni teknolojileri anında entegre ederek inovasyon yapmasını sağlar.

Maliyet: Geleneksel CRM'de kullanılmayan özellikler için bile ödeme yapılır. Composable CRM'de sadece ihtiyaç duyulan yetenekler için ödeme yapılır, bu da daha verimli bir maliyet yapısı sunar.

Bölüm 3: 2026'ya Giden Yol: Müşteri Deneyimini Şekillendirecek Composable CRM Trendleri

Composable CRM sadece teknik bir mimari değişikliği değil, aynı zamanda müşteri deneyimi stratejilerini temelden yeniden şekillendiren bir iş yaklaşımıdır. 2026 yılına doğru ilerlerken, bu esnek ve çevik modelin üzerine inşa edilecek trendler, markaların müşterileriyle kurduğu ilişkiyi daha önce hiç olmadığı kadar derinleştirecek.

Kural 1: Hiper-Kişiselleştirme ve Yapay Zeka Odaklı Etkileşimler

Geleneksel CRM'lerde yapay zeka (AI) genellikle platformun kendi kapalı ekosistemiyle sınırlıdır. Composable yaklaşım ise işletmelere, piyasadaki en iyi yapay zeka ve makine öğrenmesi (ML) motorlarını seçip kendi CRM yığınlarına bir "beyin" olarak entegre etme özgürlüğü tanır. 2026'da, her müşteri etkileşiminin arkasında gelişmiş AI algoritmaları olacak. Örneğin, bir e-ticaret sitesi, müşteri davranışlarını anlık olarak analiz eden bir AI PBC'si kullanarak, her bir ziyaretçiye özel ürün önerileri, dinamik fiyatlandırma ve kişiselleştirilmiş anasayfa düzenleri sunabilir. Bir B2B satış ekibi, potansiyel müşterilerin kapanma olasılığını tahmin eden bir öngörücü analiz PBC'si ile en değerli fırsatlara odaklanabilir. Müşteri hizmetlerinde, doğal dil işlemeyi (NLP) kullanan bir AI modülü, gelen taleplerin niyetini ve aciliyetini anlayarak bunları otomatik olarak doğru uzmana yönlendirebilir. Composable yapı, bu tür "best-of-breed" AI yeteneklerini sisteme kolayca dahil etmeyi sağlayarak, her müşteriye "sadece bana özel" hissini veren deneyimler yaratmanın kapısını aralar.

Kural 2: Bütünleşik Veri Stratejileri ve Müşteri Veri Platformları (CDP)

Veri siloları, kişiselleştirmenin önündeki en büyük engeldir. Composable CRM, bu sorunu çözmek için Müşteri Veri Platformları (CDP) ile mükemmel bir uyum içinde çalışır. CDP'ler, farklı kaynaklardan (web, mobil, fiziksel mağaza, sosyal medya) gelen müşteri verilerini toplayan, temizleyen, birleştiren ve tek, tutarlı bir müşteri profili oluşturan sistemlerdir. Composable bir dünyada, CDP bu yapının kalbi, yani "tek gerçek kaynak" (single source of truth) haline gelir. Satış, pazarlama ve hizmet için kullanılan farklı PBC'ler, ihtiyaç duydukları veriyi doğrudan CDP'den çeker ve kendi ürettikleri veriyi yine CDP'ye geri yazarlar. Bu, 2026'da müşteri yolculuğunun her adımında tam bir tutarlılık sağlayacaktır. Pazarlama ekibinin gönderdiği e-postayı açan bir müşteri, daha sonra web sitesini ziyaret ettiğinde, satış temsilcisi bu bilgiyi anlık olarak kendi arayüzünde görebilecek ve görüşmesini buna göre şekillendirebilecektir. Bu senkronize veri akışı, reaktif hizmetten proaktif ve bağlamsal etkileşime geçişin temelini oluşturur.

Kural 3: Düşük Kod/Kodsuz (Low-Code/No-Code) Platformlarla Demokratikleşme

Composable mimarinin güzelliği, sadece geliştiricilere değil, aynı zamanda iş birimlerine de güç vermesidir. Düşük kodlu/kodsuz platformların yükselişi, bu demokratikleşmeyi hızlandıracaktır. 2026'da, bir pazarlama müdürü veya bir satış operasyonları yöneticisi, sürükle-bırak arayüzleri kullanarak farklı PBC'leri bir araya getirip yeni iş akışları oluşturabilecek. Örneğin, "yeni bir lead geldiğinde, otomatik olarak zenginleştirme servisinden geçir, puanını hesapla, belirli bir puanın üzerindeyse en uygun satış temsilcisine ata ve bir hoş geldin e-postası gönder" gibi bir süreci, IT departmanına haftalarca sürecek bir talep açmak yerine, dakikalar içinde kendisi tasarlayabilir. Bu, işletmelere inanılmaz bir çeviklik kazandırır. Pazar koşulları değiştiğinde veya yeni bir kampanya fikri ortaya çıktığında, iş birimleri anında kendi süreçlerini adapte edebilirler. Teknoloji, bir engel olmaktan çıkıp, iş stratejisinin bir kolaylaştırıcısı haline gelir.

Kural 4: Sektöre Özel Dikey Çözümlerin Yükselişi

Her sektörün kendine özgü müşteri ilişkileri dinamikleri, süreçleri ve regülasyonları vardır. Geleneksel CRM'ler genellikle genel amaçlıdır ve bu dikey ihtiyaçları karşılamak için pahalı ve karmaşık özelleştirmeler gerektirir. Composable yaklaşım, tamamen sektöre özel CRM çözümlerinin oluşturulmasını teşvik edecektir. 2026'da, bir finans kurumu, KYC (Müşterini Tanı) ve anti-para aklama (AML) kontrolleri yapan özel PBC'leri, bir varlık yönetimi modülü ve güvenli iletişim portalı ile birleştirerek kendi uyumlu CRM'ini inşa edebilir. Bir sağlık kuruluşu, hasta randevu yönetimi, elektronik sağlık kayıtları (EHR) entegrasyonu ve tele-tıp yetenekleri sunan PBC'leri bir araya getirebilir. Bu "dikey" uzmanlaşma, işletmelerin sadece genel CRM işlevlerine değil, aynı zamanda kendi sektörlerinde rekabet avantajı sağlayacak niş yeteneklere de sahip olmalarını sağlar.

Kural 5: Proaktif ve Öngörücü Müşteri Hizmetleri

Müşteri hizmetlerinin geleceği, sorunlar ortaya çıktıktan sonra onlara tepki vermek değil, sorunları daha ortaya çıkmadan öngörüp çözmektir. Composable CRM, bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek için ideal bir platformdur. Bir IoT cihazı üreten bir şirket düşünün. Cihazlardan gelen telemetri verilerini analiz eden bir PBC, bir parçanın arızalanmak üzere olduğunu tespit edebilir. Bu bilgi otomatik olarak bir servis bileti oluşturan başka bir PBC'yi tetikler. Müşteri daha arızanın farkına bile varmadan, sistem proaktif olarak bir teknisyen gönderimi planlayabilir veya müşteriye yedek parça gönderip nasıl değiştireceğini anlatan bir video ile birlikte bir bildirim gönderebilir. Bu tür proaktif senaryolar, farklı veri kaynaklarını (IoT, kullanım verileri, müşteri geçmişi) ve işlevleri (analiz, biletleme, iletişim) bir araya getirme yeteneği gerektirir ki bu da Composable mimarinin en güçlü olduğu alanlardan biridir.

Bölüm 4: Composable CRM'e Geçiş: Stratejik Bir Yol Haritası

Composable CRM'in vaat ettiği esneklik ve çeviklik heyecan verici olsa da, bu dönüşüm bir gecede gerçekleşmez. Mevcut monolitik bir sistemden, modüler ve birleştirilebilir bir yapıya geçiş, dikkatli bir planlama ve stratejik bir yaklaşım gerektirir. "Her şeyi yıkıp baştan yapalım" mantığı yerine, evrimsel ve aşamalı bir geçiş, başarı şansını önemli ölçüde artırır. İşte bu yolculukta izlenmesi gereken adımları içeren stratejik bir yol haritası:

Kural 1: Mevcut Durum Analizi ve İhtiyaçların Belirlenmesi

Her dönüşüm projesinde olduğu gibi, ilk adım nerede olduğunuzu ve nereye gitmek istediğinizi net bir şekilde anlamaktır. Mevcut CRM sisteminizin ve ilgili teknolojilerinizin kapsamlı bir analizini yapın. Hangi özellikler iyi çalışıyor ve işinize değer katıyor? Hangi süreçler hantal, verimsiz ve en çok şikayete neden oluyor? Hangi alanlarda esneklik eksikliği inovasyonun önünü tıkıyor? Bu analiz sırasında sadece IT departmanını değil, satış, pazarlama, müşteri hizmetleri ve operasyon gibi iş birimlerini de sürece dahil edin. Onların sahadaki deneyimleri, en büyük "ağrı noktalarını" belirlemenizde kritik rol oynayacaktır. Bu analizin çıktısı, Composable mimariye geçerken önceliklendirmeniz gereken iş yeteneklerinin (PBC'lerin) bir listesi olmalıdır.

Kural 2: Adım Adım Entegrasyon: Büyük Patlama Yerine Evrimsel Yaklaşım

Mevcut CRM'inizi bir anda çöpe atıp sıfırdan Composable bir yapı kurmaya çalışmak, hem çok riskli hem de operasyonel olarak yıkıcı olabilir. Bunun yerine, evrimsel bir yaklaşım benimseyin. Analizinizde belirlediğiniz en büyük ağrı noktalarından biriyle başlayın. Örneğin, mevcut CRM'inizin teklif oluşturma süreci çok yavaş ve manuel ise, sadece bu işlevi yerine getirecek modern, API-öncelikli bir CPQ (Configure, Price, Quote) çözümünü (PBC'yi) sisteme entegre edin. Bu yeni CPQ aracını, mevcut CRM'inizle API'ler aracılığıyla konuşturarak veri senkronizasyonunu sağlayın. Bu "boğma" (strangler) deseni olarak da bilinen yöntemle, zamanla monolitik sistemin işlevlerini teker teker modern ve bağımsız servislerle değiştirirsiniz. Her başarılı adım, hem organizasyon içinde bu yeni yaklaşıma olan güveni artırır hem de ekiplerinize Composable düşünce yapısını öğrenme fırsatı verir.

Kural 3: Doğru Teknolojik Ortakları Seçmek

Composable bir dünya, farklı tedarikçilerden gelen en iyi çözümleri bir araya getirme üzerine kuruludur. Bu nedenle, teknoloji ortağı seçimi kritik bir öneme sahiptir. Bir PBC veya servis seçerken sadece sunduğu işlevselliğe değil, aynı zamanda teknik temellerine de odaklanın. API'leri ne kadar güçlü, iyi belgelenmiş ve kullanımı kolay? MACH mimarisi prensiplerine ne kadar sadık? Diğer sistemlerle entegrasyon konusunda ne kadar esnek? Tedarikçinin ekosistemi ne kadar geniş ve topluluk desteği ne kadar güçlü? Sizi tek bir tedarikçinin kapalı bahçesine hapsetmek yerine, açık standartları ve birlikte çalışabilirliği benimseyen ortakları tercih edin. Unutmayın, bu yeni dünyada en değerli varlığınız, farklı bileşenleri birbirine bağlama yeteneğiniz olacaktır.

Kural 4: Organizasyonel Değişim Yönetimi ve Yetenek Geliştirme

Composable CRM'e geçiş, sadece bir teknoloji projesi değildir; aynı zamanda bir kültür ve zihin yapısı değişimidir. Geleneksel, departmanlar arası silolarla çalışan bir organizasyon, Composable dünyanın gerektirdiği çapraz fonksiyonlu, çevik ekiplerle çalışmakta zorlanabilir. Bu nedenle, teknolojik dönüşüme paralel olarak bir değişim yönetimi programı yürütmek şarttır. Ekiplerinizi API'ler, mikroservisler ve çevik geliştirme metodolojileri konusunda eğitin. İş birimleri ve IT arasındaki iş birliğini teşvik edin. "Bu IT'nin işi" demek yerine, "bu sorunu birlikte nasıl çözebiliriz" kültürünü yerleştirin. Düşük kodlu/kodsuz platformlar aracılığıyla iş kullanıcılarına kendi süreçlerini tasarlama gücü vererek onları dönüşümün bir parçası haline getirin. Başarı, sadece doğru teknolojiyi seçmekle değil, aynı zamanda organizasyonunuzu bu teknolojiyi en verimli şekilde kullanacak şekilde yeniden yapılandırmakla mümkündür.

Sonuç: Geleceğin Deneyim Mimarisi

Müşteri deneyimi artık statik bir hedef değil, sürekli evrilen dinamik bir yolculuktur. Bu yolculukta başarılı olmak, değişime hızla adapte olabilen, yeniliklere açık ve müşterinin her adımını anlayan bir teknolojik altyapı gerektirir. Geleneksel, monolitik CRM sistemlerinin katı ve hantal yapıları, bu gereksinimleri karşılamakta açıkça yetersiz kalmaktadır. Composable CRM, bir teknoloji trendinden çok daha fazlasını temsil eder; o, geleceğin müşteri odaklı işletmeleri için bir zorunluluk, bir operasyonel felsefedir. İşletmelere, kendi kaderlerini tayin etme, piyasadaki en iyi araçları seçerek kendi mükemmel sistemlerini yaratma ve müşteri beklentilerinin bir adım önünde olma gücü verir. 2026'ya ve ötesine baktığımızda, rekabette öne çıkacak olanlar, tek bir devasa pakete hapsolmuş olanlar değil, en iyi yapı taşlarını bir araya getirerek kendi çevik, esnek ve akıllı deneyim mimarilerini inşa edenler olacaktır. Composable yaklaşıma bugün yatırım yapan şirketler, yarının deneyim ekonomisinin kazananları olarak kendilerini konumlandırmaktadır.

SAAS Corner ile Satış Deneyiminizi Geliştirin!

Çözüme Ulaşın!

SAAS Corner Satış Ekibi ile bir görüşme planlayın

info@saascorner.co